Haberler
ÇUKUROVA’DA KAP KUMRUSU HEYECANI Türkiye'nin Anonim Kuşları
ÇUKUROVA’DA KAP KUMRUSU HEYECANI 13.09.2018 20:06

Sevgili Lale Aktay, bizler için dolu dolu bir arazi yazısı hazırladı. Kap Kumrusu kaydı heyecanını yaşayıp, alanlardaki tahribata ve kaybedilen türlere üzüldüğümüz... Ekip çalışmasının keyifli yanlarını, kuş sohbetlerini, arazi telaşlarını anlatan, sıcacık ve "bizden" bir yazı. Kendisine teşekkür ediyoruz. Bu güzel ekibe en içten selamlarımızla.

 

ÇUKUROVA’DA KAP KUMRUSU HEYECANI

Bazılarımız şehir dışından yeni gelmiş, yorgun, uykusuz… hepimiz haftanın yorgunluğunu doğada üzerimizden atmak ve göç dönemi sürprizlere açık alanlarda neler var diye bakmak üzere en yakın olanına gitmeyi planladık… Adana merkezden 4 kişi çıkacakken 3 kişi çıktık. Derviş abimiz işinin çıkması nedeniyle istese de katılamamıştı bize. Hava durumu parçalı bulutlu hatta zaman zaman yağışlı görünüyordu. Yumurtalık mı Tuzla mı derken Tuzla yolunda bulduk kendimizi… En fazla ne olabilir ki, çok yağarsa geri döneriz dedik... Lutfi abimiz, Özgün ve ben Adana’dan yola çıktık ve tabi sohbetlerin başını kuşlar, doğa, yaban hayat, doğal alanlar v.s. alıyor… Alanlardaki gözlemler kadar yol boyunca yapılan sohbetler ve yol gözlemleri de oldukça keyiflidir her zaman. Uzun zamandır Çukurova’da görmeyi beklediğimiz bazı kuş türleri ile ilgili sohbet ederken, bahsi geçen ilk tür Kap kumrusu (Oena capensis) idi. Belki bugün karşımıza çıkıverir artık deyiverdim, öyle bir his vardı içimde sabah çıkarken.  Üç yalıçapkını türünü asfalt yolların kenarında, kargı ve saz da barındıran kimi beton kimi toprak kanallarda gözlemlemek, bazen de kanalların yakınındaki tellerde görmek günün ilk renkleri arasındaydı. Tarlalara serpiştirilmiş gibi duran Mahmuzlu kızkuşları ve bu yılın yavruları, sürülmekte olan tarlalarda traktörün ardında beslenen Sığır balıkçılları, martılar doyum olmayan anlar yaşatıyordu yol boyu. İşlek olan asfalt yolda ürkek bir şekilde yürüyen ve araçlar yaklaşınca hızla gözden kaybolan Sutavuğu, acemice etrafta beslenmeye çalışan genç Söğüt serçeleri ve sakaları izlemeye doyamadık.

Tabi bu kadar keyfin yanında canımızı sıkan, pek çok küçük anla ve gözlemle mutlu olmuşken hüzünlendiren de çok şeye tanık olduk. Canımızı sıkan ilk şey yolda giderken araçlar tarafından ezilmiş olduğunu gördüğümüz Kirpi oldu. Bölgeye göre değişse de maalesef araçlardan nasibini en çok alan türlerdendir kendisi. Ezilmiş bir memeli hayvanı görünce araçta memeli türlerin muhabbeti dönmeye başladı. Bilirsiniz Çukurova’da görmesi güzel memeli türlerinden biri de Kuyruksüren’dir. Defalarca görmüş (hatta uzun yıllar önce ilk gördüğüm birey maalesef yolda araç çarpması sonucu ölmüş bir bireydi) ancak fotoğraflayamamıştık. Çok seri bir hayvan, bazen görmemizle kaybolması bir oluyordu. Özgün’ün çekmek istediği bir türdü. Özgün bu türle ilgili maceralarını anlatırken yolun sağındaki kargı ve böğürtlenliğin arasından bir anda beliriveren ikisi yavru biri erişkin üç Kuyruksüren asfalt yolda hemen önümüzdeydi. Adeta sohbetimize 2 saniyeliğine katılmış ve gözden kaybolmuştu. Asfaltın daraldığı bir noktaydı, bir iki dakikalığına risk alıp böğürtlenlere doğru yanaşmıştık. Gözüm bir kuyruksürenleri gördüğümüz bölgede bir böğürtlenlerde. Her ikisi de öyle güzeldi ki J. Yol kenarında olup tozlanmış olmasına karşın böğürtlenler çok iştah açıcıydı. Böğürtlen özlemimi ilerleyen saatlerde daha az tozu olan bir yerde giderecektim J. Kuyruksürenler saklandıkları yerden çıkmadı elbette. Bir dakika kadar sonra etrafı kontrol eden bir kafa gördük (gözcüydü sanırım) ama bu kadardı. Yakınımızda olduğunu bilmek çok heyecanlandırmıştı. Aslında hep öyleler, canlılar her zaman yanı başımızda. Yeter ki farkında olmak isteyelim ve bundan mutlu olmak isteyelim. J  

Kuyruksürenlerin verdiği mutlulukla yola devam ederken maalesef yolda ölü bir halde bulduğumuz Porsuk mahvetti bizi. Gün boyu ölü pek çok kuş, sürüngen ve memeli türle karşılaştık. Martısından   mahmuzlu kızkuşuna, porsuğundan kirpisine, serçesinden kurbağasına. Çoğu en fazla birkaç saat önce, bir kısmı da en az birkaç günlük (kurumuş ve yola yapışmış halde). Göç dönemlerinde artıyor bu sayılar. Bunlar sadece araçların çarpması sonucu yaşamını yitirenler. Bölgenin bir diğer önemli sorunu olan avcılığın etkileriyle o gün henüz karşı karşıya gelmemiştik. Bölgede bulunan her doğal alanda, her gittiğinizde karşılaşacağınız bir durum maalesef.

Tuzla’ya doğru ilerlerken yolda gördüğümüz ölü martıya bakmak için durduğumuzda Tarsus’tan gelen Tayyar Hoca alandan birkaç foto almıştı bile. Tuzla’ya vardığımızda tek araç olarak devam ettik gözleme. Aslında hava ve ışık pek de iyi sayılmazdı, gök gürlüyordu bir taraftan, bir ara biraz yağdı da ama aldırış etmedik… Belirli noktalarda özellikle durup bakıyorduk. Çok uzaktan gördüğümüz Ak pelikanlar, her zamanki yerinde olan flamingolar, martılar, sumrular, göç telaşındaki kırlangıçlar derken başka neler var diye gözlerimizi açmış, dikkatlice dört tarafı kolaçan ediyorduk. Neler görebiliriz diye birkaç nadir türü konuşurken Tayyar Hoca da tıpkı benim gibi “Kap kumrusu görsek güzel olur” dedi J. Gülüştük tabi, ne oldu diye baktı. Aynı şeyleri düşündüğümüzü ve araçta ilk konuştuğumuz türün Kap kumrusu olduğunu anlattık. O zaman bugün görürüz diye şakalaştık, içimize doğmuştu sanki.

Tuzla boş bile sayılırdı aslında, göç zamanı bir günü diğerini tutmuyordu.  Göç zamanı sürprizlidir böyle alanlar. Olabildiğince her yere bakmaya çalıştık. Bir noktada beslenen uzunbacaklar vardı,  10 dk önce oradan geçmiştik. Alandaki türlere baktık önce, fotoğraflama işine sonra girdik.  10 dk sonra uzunbacakların olduğu noktaya doğru kırdı direksiyonu Lutfi abi, çok güzellerdi, belki çekeriz dedi. Ve o noktaya tam varırken minik, sevimli ve sempatik hareketleri ile uzunbacaklar dışında iki kuş gördük. Biraz daha yaklaşınca beslenme davranışları ile bizi mest eden iki Deniz düdükçünü (Phalaropus lobatus) tam karşımızda idi. Nefesleri tuttuk, gözlemledik, fotoğrafladık, video çektik, yine de doyamadık. Tabi heyecan sardı, acaba kızılı var mıydı bunların? İyice baktık ama göremedik… Vakti değilmiş dedik ve devam ettik. Dedim ya Tuzla boş sayılırdı (Deniz düdükçünü ayrı tabiJ). O nedenle biraz etrafa, ara yollara girelim dedik, ne var ne yok diye bakar, ne denk gelirse de gözlemler,  fotoğraflar, keyif alırdık. Düşüncemiz buydu. Doğada olmak zaten yeterince keyifliydi.

Az sonra çöp yığınları üstündeki türlere bakarken bulduk kendimizi. Kuyruksallayanlar tamam, olabilirdi. Martılar, kargalar, akbabalar gibi türleri çöplük etrafında görmeye çok alışkınız da Dere düdükçünü napıyordu orada ? Hiç de yakışmamıştı o çöplüğe diye düşündük kendine has kuyruk ve başını aşağı yukarı sallamasını izlerken. Ancak az sonra türlü şekillerde fotosunu çekerken bulduk kendimizi. Hatta çöplerden çöp beğeniyorduk üstüne konması için. Tabi o bir şeyler bulup yeme derdinde, biz de  renkti fondu derken farklı çöplere veya beriki çöp tepeciğine konmasının derdinde…  Bu arada çöpteki sinekler aracın içini epey ziyaret edip gereğini yaptılar J. Ama Dere düdükçünü sanki bizi duyarcasına istediğimiz hep çöp tepeciğine ve istediğimiz fonların önünde durmuştu (fon dediysem çöpten fonlar J), sağa veya sola dönmesini istediğimizde de dönmüştü biraz bekledikten sonra. Bu isteklerimiz aracın içindeki dördümüzün farklı açılardan çekiyor olması sonucu her açının başkası için daha iyi olmasındandı… Nihayetinde çöplükte Dere düdükçünü gözlemi sonrası yola devam ettik. Camlar açık, kafalar yarı dışarda, kulaklar açık, uçan, kaçan, öten ne varsa görmeye kaydetmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yolların kenarında kıpkırmızı biberler şahane görünüyordu, tam salçalık olmuş bunlar dedik. O kadar çok vardı ki, tekrar ettik durduk ne güzel biberler, biber tarlaları diye. Ne kadar kırmızıysa biber o kadar beyazdı pamuk tarlaları. Eskisi kadar çok ekilmese de Çukurova’ya has pamuk beyazını görmek çok keyifli... Çocukluğumun bazı anlarına, anılarına götürdü bu kırmızı ve beyaz... Özçekimsiz geçmedim tabi bunları J 

Lafını çok ettiğimiz kırmızı biberler meğer az sonra bir efsaneye konu olacakmış, haberimiz yok.  Pamuk ve biberlerden sonra tarlaya tesviye yapan bir çiftçinin ardındaki Sığır balıkçıllarının yanısıra genç Bataklıkkırlangıçlarını izlemek müthişti. Sarı kuyruksallayanın sarısını da ekledik renklerimize bu tarlada ve yola devam ettik… Az sonra tellerde duran kumrular gördük. İkisi bize daha yakın tarafta diğer ikisi 2 metre ötelerinde… ötedekiler Küçük kumru idi, bize yakın olanlar daha küçük ve daha uzun kuyruklu… zaten bize yakın olanların kuyruğunu gördüğümüz an sıçradık arabada ‘Kap, kap kap diye”. Nihayet “Kap kumrusu” rüyası gerçek olmuştu. Ve hissetmiştik bugün karşılaşacağımızı… Müthiş bir andı, sessizce sevinmeye çalışmalar, araçta yerinde duramamalar, öyle keyifli bir an ki, ne yazsam anlatamam, hissettiremem belki araçtaki dört musmutlu bizi ve o anki duygularımızı… Ama olabildiğince sessiz sevinmeye çalışıyorduk ve biliyorduk ki çok hızlı davranmalıydık… olabildiğince foto, video çekmeye başladık araçtan…az sonra Küçük kumrular uçunca tel sallandı ve bunlar da uçuverdi…  gözlerimiz üstlerinde idi, kondukları yeri tahminen gördük… hızla oraya doğru gittik. Kıpkırmızı biberlerin olduğu bir tarlanın ortasındaki açık bir alanda yerde beslenirken görüverdik, hızlıca o anda birkaç kare aldık. Oradan da hemen uçtular, epey uzaklaştılar… ama her şekilde görmüş olduk. Sonra gelsin biber tarlasında kertik kutlamaları, sesli sevinmeler, beslendikleri noktaya dokunmalar… Ve tabi biber tarlasında Kap kumrusu selfisi çekmeliyiz dedik J

Müthiş bir keyif ve mutlulukla Tuzla’ya bir daha bakalım dedik, Deniz düdükçünlerini biraz daha izleriz, belki başka şeyler de görürüz diye düşündük. Bir tanesini gördük ama kısacık bir andı. Dürbünle içlere doğru bakarken tek başına bir Flamingo gördük. Dikkatli bakınca kanadının kırık olduğunu gördük. Alana ilk vardığımızda görmemiştik, ya kolonide dikkatimizi çekmemişti ya da biz tekrar gelene kadar bir kurşunun hedefi olmuştu veya çok daha önce... Ve bununla yaşamaya çalışıyordu... Oldukça can yakıcı… Bu hissi bilirsiniz…

Az sonra Tuzla’yı ikiye ayıran yol kenarında ilerlerken daha erken saatlerde gördüğümüz 2 Küçük sumruyu yeniden gördük aynı adacıkta… O an yolda durduk ve araçtan tam inerken sumrularda bir telaş ve ilginçlik vardı... biri uçuyor diğeri ise uçmaya çalışıyordu, ama uçamayıp yüzükoyun yere kapaklanıyordu… ve farkettik ki kanadından yaralıydı…o an yüreklerimiz öyle bir yandı ki…O genç Küçük sumrunun çektiği acıyı, doğası gereği uçma isteği, ama uçamayışı, diğer erişkin Küçük sumrunun kısa uçuşlar sonrası onu terketmeyişi ve hep yanına gelişi…ama bir şey yapamaması, çaresizliği… offff L o an içimize akıttığımız gözyaşını mı, başka insanoğullarının vahşeti karşısında yine  insanoğulları olarak hissettiğimiz acıyı, öfkeyi mi….hangisini yazsam, anlatsam…

Bir süre hiç konuşamadık o Küçük sumrunun çırpınışlarından sonra… gün batımında ışığı arkamıza alıp biraz daha fotoğraf çekmeyi planlarken havanın iyice kapanması ve rüzgarın şiddetlenmesi ile dönüş yoluna geçtik…

Gün içinde kah sevindik, kah üzüldük… Tarlalardaki yoğun fide naylonlarından, kumu alınarak yok edilmiş kumullardan, yaban hayatına ve yaşam alanlarına yönelik diğer tehditlerden şimdi bahsetmeyeceğim, sorunlar başlı başına bir yazı konusu…

Çöplükten beslenmeye çalışan Dere düdükçünü ve naylon yığınında naylon yiyen bir eşek görürken,  ölü porsuk, martı, mahmuzlu kızkuşu, serçeler ve nicelerine üzülürken, yaralı Küçük sumru ve Flamingo ile acı çekerken, Deniz düdükçünlerine ve canlı gördüğümüz diğer tüm türlere sevinirken, ülkemiz için nadir bir tür olan Kap kumrusunu Çukurova, Adana ve kendi listelerimize eklediğimiz için çok mutlu olmuşken, Tuzla’da 58 kuş türü ile bir günü daha geride bıraktık...

Yazı: Lale AKTAY SÖZÜER

Gözlem kaydı: http://www.trakus.org/kods_bird/uye/?fsx=gozlem&islem=oku&detay=7286

Fotoğraflar:

Lutfi Altunsu (Altunsu): Flamingolar, Deniz düdükçünü, Bataklık kırlangıcı, Ekip özçekimi

Tayyar Aytekin: Kap kumruları (uçar foto), Dikkuyruklu ötleğen, Ak pelikanlar

Özgün Sözüer (kadirne): Kap kumruları(telde), Saka, Uzunbacak

Lale Aktay Sözüer (Lale): Kap kumruları (beslenme), Dere düdükçünü

 

 
Okunma sayısı.: 745
Yorumlar

Diğer Haberler
Sonbahar Yırtıcı Göçü İzleme Çalışması Trakushaber  19.09.2018 13:03
Avrupa Kuş Gözlem Günü Trakushaber  19.09.2018 13:00
Yeni Tür `Noccaea ali-atahanii` Trakushaber  18.09.2018 20:49
Burdur 2018- Fazilet Üker Resim Yarışması gulcanbelen  17.09.2018 17:28
Kuş Ölümlerinin Sebebi Kirlilik ve Mevsimsel Faktörler Trakushaber  13.09.2018 22:23
Kuzey Kıbrıs'ta Ekoloji Zorunlu Ders Trakushaber  13.09.2018 22:19
Türkiye Üreyen Kuş Atlası Raporu Hazır Trakushaber  12.09.2018 20:05
Halkalı Kaşıkçı Kayıtları Trakushaber  11.09.2018 19:43
dikkuyruk.com Gözlem Desteğinizi Bekliyor Trakushaber  09.09.2018 21:37
Burdur Gölü'nün kuruyan alanları gözyaşı damlasını andırdı Trakushaber  07.09.2018 09:13
ARTIK YOKLAR Trakushaber  06.09.2018 14:43
Kasırgalar kuşları nasıl etkiler? Trakushaber  05.09.2018 09:36
Ada'ya Official Selection Trakushaber  30.08.2018 22:56
İnsan etkisi ile hayvanlar geceleri daha aktif oluyor Trakushaber  28.08.2018 22:26
Üç güzel insan: Dağ tepe dolaşıp onarıyorlar Trakushaber  28.08.2018 22:23
2018’in En İyi Kuş Fotoğrafçısı Yarışması’nın Kazananları Trakushaber  25.08.2018 10:57
İstanbul’da Leyleklerin Sonbahar Göçü Böyle Görüntülendi Trakushaber  25.08.2018 10:51
Uzay Yürüyüşünde Kuş Takip Uyduları Uçuruldu Trakushaber  20.08.2018 15:16
Leyleği Havada Görme Zamanı Trakushaber  20.08.2018 15:10
Yangınlar ve kuşlar Trakushaber  17.08.2018 15:35