son yaprak
yıllar önce umutsuzca sevdiği kadının hastalığını öğrenen adam ziyaretine gider gizli sevdasının..
konuşurlar eski günlerden kısık bir sesle ama uzun uzun,
derken ;
- şu yaprağı görüyor musun ? der hasta kadın adama.
- evet ?
bahçedeki ağacın sararmış olan yapraklarının en tepede bulunanına bakıyorlardır.
- işte o son yaprak da döküldüğünde, ben de ....
adam başını öne eğer üzgün...
sessizce vedalaşırlar...
kadın her sabah son yaprağın düştüğünü görmek için bakar pencereden. ama o yaprak kızıl rengi ile hep ordadır. donduran kar fırtınalarında bile...
kendini daha bir güçlü hisseder sonra kadın ve yener hastalığı.
bir bahar günü, yeşiller arasında o yaprak ilişir gözüne kıpkızıl. getirmelerini ister.
yaprağı almaya çıkanlar ağaca, şaşırırlar. çünkü almaya çalıştıkları, kızıla boyanmış ve bir tel ile dala sımsıkı bağlanmış ince bir porselenden başka birşey değildir.
sevgi... böyle bir şeydir işte.
uzaktan,kendini göstermeden, haykırmaksızın, için için, sessizce.
gelelim görüntümüze.
fabrika bacasının saç üst kapağı yanarak düşmüş ve orada kalan kısım bir kuş görüntüsü veriyordu, her görüşümde bu hikaye aklıma gelir.
katılan ve tahmin yapan herkese teşekkür ederim.
selamlarımla.