Bugün hem yurt dışından hemde İl dışından misafirlerimiz vardı.Öğleden sonra boğaza lüfer tutmaya gittik.Hayatımda hiç beceremediğim,belkide o nedenle hiç sevmediğim bir iş varsa oda balık tutmaktır. Ama ne varki dostların hatırına ara sıra bu işide yapıyoruz :))
Misafirlerimizin kısmeti olsa gerek, bugün başka tekneler otobüs beklerken bizimkiler bol bol lüfer tuttu.Tabii bende bol bol fotoğraf çektim.
Eeee ortada o kadar çok lüfer olunca akşam sofrasıda haliyle balık sofrası oldu.Balık sofrasında ise malum sohbet muhabbet biraz uzun oluyor. O nedenle bilgisayır başına yeni geçebildim.Bu sebeble yorumları yeni gördüm.
Yorumları okuyunca ,kendi kendime önce, bizim martı ne şanslı martıymış artık onu Dünya tanıdı,çok meşhur oldu dedim. Sonrasında ise,büyüklerin bir lafı geldi hatırıma.Büyükler sık sık ''şöhret felakettir'' derlerdi.Bu nedenle bu martıdan bir anda soğudum ve ondan vazgeçtim.Hatta 468.tür olarak bile bunu paylaşıma koymamaya karar verdim.
Fakat bu arada Mutlu kardeşime, gösterdiği ilgi ve çabadan dolayı çok ama çok teşekkür ediyorum.Sağolsun...İsmi gibi her daim hep mutlu olsun inş...
Veysel kardeşime ve Fatih Hocama da yine ilgilerinden dolayı ayrıca çok teşekkür ederim.
Sonuçta tanım işi zor bir olay bunun bir çok arkadaş gibi biz de farkındayız.Bazen yanlış tanımda olabilir hatta hiç tanım bile yazılmayabilir.Önceleri bu durumlarda, biraz alınır kırılır hatta kızardım.(Sadece kendimle ilgili olarak söylemiyorum bunu genel olarak söylüyorum) Fakat şu anda bunların çokta kıymeti olmadığını düşünüyorum.
Naçizane bize göre bu işlerde öncelik ;1- muhabbet 2-dostluk 3-doğa severlik 4- gözlem 5-fotoğraf işi dir.
Bir fotoğraf yüzünden, bu gerek tür tanımı olsun gerekse sair sebelerle olsun, birileri üzülüp , kırılacaksa bu işi kendi adıma söylüyorum hemen bırakırım.Zaten direkten dönen tatsız bir olay yaşadım ki hemde değil sadece Trakuş'ta, hayatta üzülmesini istemeyeceğim en son kişilerden birisiyle.
Trakuş'ta Zafer Kurnuç Abi,Veysel toprağım ve Ahmet Hocamın gönlümüzdeki yeri çok başkadır.Bu kadar yazıyıda bu sebeble yazıyorum.
Geçenlerde Fatih İzler Hocamın bir kuş için tartışalım ifadesi için,bizde latife olarak ''tartışmayalım tatlı yiyelim tatlı konuşalım'' demiştik.Tabii bu sadece bir latifeden ibaretti.Çünkü bilen insanlar zaman zaman tartışırlar ve tartışma sonrası ortak bir karara varırlar.Şayet ortak bir karar çıkmaz ise konuyu hakemlik için, başka yerlerede götürüp onlardan da fikir alabilirler.Mutlu kardeşiminde yaptığı sadece bundan ibarettir.Bildiği doğrunun ardında durma adına böyle bir yönteme başvurmuş olup, bize göre doğrusunu yapmıştır.
Diğer taraftan bu kuş hazar olsa ne olur gümüş olsa ne olur ? hazarı olmadı yine çekeriz.Ama kırılan kalpleri bir daha zor düzeltiriz.Bizim tür listmizdeki rakam (gerçekten hak etmediğimiz halde) 468 olsa ne olur ki ? cevap; sadece ''HİÇ''...
Yine eskikelerin bir sözü ''hiç için uğraşmak niye''
Tekrar emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz.Suci lisan ettiysek afv ola...
SELAM ile